Gezdim, Gördüm, Yazdım I : Yorgunluk ve Tatil Üzerine

Taşrayı her zaman sevdim. Ama benimki biraz farklı bir sevgi. Şimdi kendimi övmek gibi olacak ama söylemem gerek. Hani ben biraz "elit" işlerle uğraşıyorum ya, sanatın bir çok dalı ilgimi çekiyor, uğraşıyorum falan fiştan. Bu tarz şeylerle uğraşan bir insandan taşrayı tercih etmesini beklemeyebilirsiniz. Ama taşra bana daha gerçekçi geliyor. Bunu bu yaz yaptığım geziyle bir kez daha anladım, anlatacağım. Böylece gezi yazılarıma başlıyorum. Fakat klasik gezi yazıları olmayacak, aralarda birçok konuya dalıp çıkacağız. Ayrıca tek yazıda da bitecek gibi değil. Bir seri şeklinde birkaç yazıdan oluşacak. Başlayalım...


Bütün sene dersler ile uğraşıp bilgisayara bakmaktan gözlerimi kör ettim. Sevdiğim dersleri iştahla öğrenmeye, sevmediklerime sınavdan önce bakarak geçmeye çalıştım. Hatta bazen bunu bile yapmadım. Aklıma gelen kompozisyonu saatlerce deli gibi uğraşarak çizip bitirdiğimde saat sabahın 6'sıydı. Ve benim 8'de sınavda o saçma sapan dersin sorularını çözmem gerekiyordu. Bu örnekleri çoğaltabilirim. Sınav haftalarında sabahlara kadar kitap okuduğumu, kulaklığımı takarak elektro gitarda ellerim kopana kadar gitar çaldığımı biliyorum. Tutkuyla bağlı olduğum şeylerden vazgeçmem pek mümkün değil. Tabi bu durumda o sevmediğim derslerden geçmem de mümkün değil. Klasik öğrenci davranışları işte... Okulun kapanmasıyla hemen staja başladım. İş hayatını görmek benim için apayrı bir deneyimdi. Normalde sabah 6'da yatan ben, şimdi işe gitmek için sabah 7'de kalkıyordum. Ve staj esnasında okulda öğrendiklerimin kat be kat fazlasını öğrenerek, tek başıma bir program yazdım. Programı staj süresi içinde tamamlayabilmek için günde 16 saat çalıştığım zamanlar oldu. ÖSS'ye bu kadar çalışmadığıma eminim. Bu halleri alt alta toplayınca yoğun bir yıl geçirdiğime hak vermişsinizdir. Staj bittiğinde gerçekten dinlenmem gerekiyordu. Gerçek anlamda dinlenmek için ise tek bir yer biliyorum: Köyümüz.

Deniz tatilleri  yorucu ve bir süre sonra sıkıcı değil mi? Alternatif tatil kavramı pek yaygın değil bizde. İnsanların aklına tatil deyince sadece deniz ve sahiller geliyor. Tabi TV'den pompalanan da bu. Ahali İstanbul'un kalabalığından, bunaltıcılığından kaçıyor -ki bunda sonuna kadar haklılar-, ancak sonra yaz sezonu nüfusu 1 milyonu geçen Bodrum'a gidiyor. Plajlarda adım atmaya yer yok. Plajı geçtim denizde yer kalmamış! Sahilde yürümeye yer yok. Abi hani kalabalıktan kaçıyordun sen?

Sabah denize gidip, artık çocuk havuzundan daha dar hale gelmiş bir alanda bir iki saat suda debelenip, zamanının çoğunu 50 derece sıcakta bronzlaşmak için şezlongta yatarak geçirdikten sonra akşam sahilde dondurma yiyerek dolaşmak... Sanıyorum ki tatil için denizi tercih edenlerin büyük çoğunluğunun yaptığı bu. Böyle bir tatil akıl işi değil. Üstelik tatil beldelerindeki esnafın fiyatları yaz sezonunda 10'la çarpmasını saymıyorum bile. Deniz tatili hep mi kötü? Tabii ki değil. Zaten köyden dönünce deniz tatilimi de yaptım :D  Onu da ayrıca yazacağım. Ama en azından tenha yerler, alternatif mekanlar tercih edilmeli diye düşünüyorum ki ben öyle yaptım. Yoksa yorgun argın geri geliyorsun. Halbuki İstanbul'da yaşayan bir insan tatilini seyrek nüfuslu beldelerde yapmalı. İşin psikolojik tarafı düşünülmüyor. Daha az insan, daha az araba, daha az ses kafanızın da tatil yapmasını sağlar. Şehirdeki yoğun hayatınıza dinç dönersiniz. Siz bu tatil meselesi konusunda ne düşünüyorsunuz merak ediyorum?

İşte dostlar, bu düşüncelere sahip olan ben, staj bitiminde köye gitmeyi istedim doğal olarak. İlk defa gitmiyoruz tabi, daha önce de gitmiş fakat pek kalmamıştık. Bu kez daha uzun kalmayı planladık. Eşyaları arabaya akşamdan yükledik ve erkenden yattık. Sabah 4:30 gibi yola çıktık. Güneşin doğuşundan önceki o alacakaranlık vakti muhteşem bir zaman aralığı. Öğrencilik hayatında pek başaramasam da daha sonra bu vakitlerde uyanmaya alışmak istiyorum. Gerçekten günün en güzel saatleri. Bu saatlerde yola çıkınca, sabahın o soğukluğu ve kulaklığımdaki müziğin de etkisiyle iyice melankolik bir ruh haline girdim. Ve yolculuğumuz başladı...

Devam Edecek...

4 yorum :

  1. Hoş geldin fildişinden kule hoş geldin :D Devamını bekliyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Emrah. Eskisi kadar sık yazamasam da yazmaya devam edeceğim.

      Sil
  2. Blog sayfasına bugün bir göz attım.
    Sizin yazınızı çok beğendim.
    Devamını beklerim.
    Sürekli okumak için bağımlılık
    olacak gibi.
    Şimdilik hoş ve esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Umarım diğer yazıları da sevmişsinizdir.

      Sil