Gezdim, Gördüm, Yazdım I : Yorgunluk ve Tatil Üzerine

Taşrayı her zaman sevdim. Ama benimki biraz farklı bir sevgi. Şimdi kendimi övmek gibi olacak ama söylemem gerek. Hani ben biraz "elit" işlerle uğraşıyorum ya, sanatın bir çok dalı ilgimi çekiyor, uğraşıyorum falan fiştan. Bu tarz şeylerle uğraşan bir insandan taşrayı tercih etmesini beklemeyebilirsiniz. Ama taşra bana daha gerçekçi geliyor. Bunu bu yaz yaptığım geziyle bir kez daha anladım, anlatacağım. Böylece gezi yazılarıma başlıyorum. Fakat klasik gezi yazıları olmayacak, aralarda birçok konuya dalıp çıkacağız. Ayrıca tek yazıda da bitecek gibi değil. Bir seri şeklinde birkaç yazıdan oluşacak. Başlayalım...

Yeniden Merhaba!

Evet dostlar, geldim. "Herkes işinin başına" değil mi! Okuduğum şehre döndüm ve daha önce de söylediğim gibi kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bahsettiğim seri hikaye konusu üzerine oldukça düşündüm ama yazamadım. Sürekli yoğunlaşma isteyen konular bunlar. Dolayısıyla seri hikaye işi şimdilik rafa kalktı. Bu konuda mahcubum.

Blogun ziyaretçi sayısı bayağı düşmüş ama  az sayıda da olsa günlük mutlaka siteye giren insanların olması beni sevindirdi. Yavaş yavaş tempoyu hızlandıracağız. Yaz tatilinin başında yazdığım yazıyı tekrar okudum. Üç koca ay geçti ve daha dün gibi geliyor bana. Zaman çok hızlı geçiyor, hatta gün geçtikçe daha da hızlı geçiyor gibi. Ama size daha köyde geçirdiğim zamanları anlatacağım. Orada bu konular üzerine bol bol düşünme vaktim oldu. Çok farklı coğrafyalarda çok farklı insanlarla tanıştım. Güzel anılar, güzel tecrübeler biriktirdim. Yeni bir olayla karşılaştığımda "İşte" diyorum, "Puzzle'ın bir parçası daha tamamlandı." Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak ve farklı hayatları gözlemlemek... En önemlisi de bu sanırım. Hayatı bir bütün olarak kavramak.

Blogun yeni görünümünü umarım beğenmişsinizdir. Yeniden merhaba...