Mandıra Filozofu: Anti Kapitalizme Giriş 1

Geçen hafta son anda karar vererek gittik Mandıra Filozofu'na. Box office verilerine baktım, 4 haftada 670 bin kişi izlemiş. Düşük bütçeli, iddaasız bir film için iyi bir gişe. 

Kısaca konusu şöyle: 


Mustafa Ali'nin içinde yaşadığı dünya düzenine karşı koyduğu tavır, onu Muğla'nın Çökertme köyünün yakınlarında, ıssız bir kulübede yaşamaya kadar götürür. Felsefe bölümü mezunu olan Mustafa Ali burada doğayla iç içe, modern hayatın getirisi olan her şeyden uzak bir yaşam sürer ve zamanının tamamına yakınını kitap okuyarak geçirir. Çalışmaya ise kesinkes karşıdır.

Cavit ise kurnaz ve çalışkan bir işadamıdır ve yeni projesi için Çökertme köyüne gelir. Amacı Mustafa Ali'nin sahip olduğu araziyi satın alıp yerine kazanç getirecek bir butik otel yaptırmaktır. Ne var ki İstanbul'dan gelen bu beklenmedik konuğun hayatı Mustafa Ali ile tanıştıktan sonra eskisi gibi olmayacaktır.

Yönetmen Müfit Can Saçıntı'yı "Çocuklar Duymasın"dan tanıyoruz. Dizideki karakterini sinemaya uyarlamış. Yukarıda özetle verdiğim konudan anlaşıldığı gibi, filmde kapitalizmi eleştiren Mustafa Ali'nin özlü sözlerini dinliyoruz. Abi iyi diyorsun, güzel diyorsun, benim hayat görüşüm de seninkinden farklı değil ama sinema dili de bu değil ! 


Sinemamızdaki bu "ders verme" durumu bir an önce değişmeli. Bütün tarih filmlerimiz, tarih kitabından farksız. Sırayla, tarih düşülerek ya da verilen mesajı insanın gözünün içine sokarak anlatılan olaylardan oluşan film, sanat olmuyor. Hani daha çok eskiden haber bültenlerinde gördüğümüz "canlandırma" ibareli haberlerde, olayın buzlanmış bir canlandırması olurdu ilkokul müsameresi gibi. İşte bahsettiğim şey bu. 


Mesaj en merkezde olmamalı. Buna aklıma hemen gelen bir örnekle açıklayayım. Spielberg'ün meşhur Er Ryan'ı Kurtarmak (Saving Private Ryan) filmini çoğumuz izlemişizdir. Gelmiş geçmiş en iyi 2.Dünya Savaşı filmlerinden biri olarak bilinir. Ama aslında filmin konusu, diğer üç kardeşi çeşitli cephelerde ölen ve bunun sonucunda eve dönüş vizesi alan Ryan isimli askeri bulmak için bir ekibin kurulması ve bu ekibin Ryan'ı bulup eve sağ salim gönderme çabasıdır. Umarım anlatabilmişimdir ne demek istediğimi.



"Mandıra Filozofu" ile "Er Ryan'ı Kurtarmak" arasında ilişki kuran ilk insanım.


Şimdiye dek özellikle tarihsel filmlerde olmak üzere sinemamızda böyle bir durum vardı bence. Bu hatayı Mandıra Filozofu'nda da gördüm. Cavit (Rasim Öztekin), her gün yatından karaya çıkıyor, bir ders alıp dönüyor. Saçıntı hiç zahmet etmeseydi, vereceği mesajları slayt şeklinde ekrana gösterseydi masraftan da kısmış olurdu. 


Oyunculuklar konusunda da Rasim Öztekin ve Müfit Can Saçıntı hariç, geri kalan kadro iyi değildi. Espriler vasattı. Önümüzde oturan teyzeler ilk dakikadan itibaren çok eğlendiler ama ben birkaç espri dışında pek gülemedim açıkcası. 


Mustafa Ali'nin söyledikleri çok çok önemli. Buna kimsenin itirazı olamaz sanırım. Hepimiz imreniyoruz ona filmde. Fakat sinema böyle yapılmıyor. Niyet güzel ama sonuç o kadar da iyi değil. Yine de gidilmeli, bu filmi izleyen yüz binlerce insan arasından on kişinini kafasına dank etmiştir bazı şeyler belki de. Ki bence bu filmin en büyük başarısı olur.

23 yorum :

  1. geçen hafta bende gittimde yazıcam bi ara artık...Filmde gereksiz tekrarlanan sahneler, gereksiz tekrarlanan küfürler ve Mandra filozofunun parmağında kamufle edilmeyi unutulmuş bir yüzük izi vardı zira materyalist bir sisteme karşı olması gerekir değil mi:):):)
    burayı sevdim..
    görüşmek üzere:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzük izini bile fark ettiniz yani :D Kapitalizme karşı da filmden paraları götürdü :D Görüşmek üzere...

      Sil
  2. Gerçekten ders verilmekse amaç gözüne gözüne sokuyorlar...
    Düşündürerek yapsalarr bunu ne kadar güzel olur aslında..
    Ellerine sağlık çok güzel bir yorum olmuş ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın "düşündürerek yapsalar" derken. İzleyiciyi düşündürecek, kafasını kurcalayacak şeyler olmalı. Teşekkürler.

      Sil
  3. Filmi izlemedim ama böyleyse izlemem :( zaten üzülerek söylüyorum bizim yerli yapımları pek izlemiyorum geçenlerde eşimin zoruyla Recep'e gittik işte öyle :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazel Abla spoiler oldu o zaman :/ Ama gerçi senin gidesin yokmuş :D Yerli popüler sinemamız değil de, yerli sanat sinemamızın iyi olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  4. Güzel bir ders verme amacı değil sinema ama, insanlar çoğunlukla sinema odaklı olduğu için ders verme işini sinemada uyarlamışlar, sizin dediğiniz doğru ama el mecbur böyle olması lazım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama gözüne sokarak mı olması gerek? Böyle olduğunda kıymetini, prestijini yitiriyor. Film bize vermemeli dersi, bizim kendimiz çıkarmamız lazım.

      Sil
  5. Filme gitmedim, Çocuklar Duymasın'da severek izlediğim bir tipti o filozof adam, tek şey(çalışmaya karşıyım) hariç söylediği her şeye katılıyordum dizideyken sonra nedense diziden çıkarttılar o karakteri..çalışmadan olmaz yani omlet yapmak için bile bir emek harcayacağız, doğada yaşamak için bile herhalde bir takım sebzeler, meyveler yetiştireceğiz, ortalığı temiz tutacağız yani çalışacağız ama onun kastettiği maaşlı, ücretli çalışmaktır belki ben yanlış anlamışımdır...ama bu tür şeyler biraz hayali geliyor bana yani evet felsefe olarak belki hoş geliyor kulağa ama günümüzde mümkün değil artık öyle şeyler ancak ıssız adada oturanlar için böyle şeyler olabilir maalesef gerçek hayat bambaşka..söylediğinizde çok haklısınız görmedim ama eleştirinizden tahmin ettim....ben Türk'lerin film konusunda yeteneksiz olduklarını düşünüyorum, eski Hülya Koçyiğit'li, Ediz Hun'lu filmler bile bunlardan iyiydi, valla onları seyrediyorum hem de keyifle ama yeni Türk filmlerine asla gitmiyorum...en son yeğenimin zoruyla Anadolu'da Bir Gün mü öyle bir filme baktım - hay bakmaz olaydım sıkıntıdan inanın resmen uyumuşum....ne konu konuya benziyor, nasıl sıkıcı, nasıl sıkıcı anlatamam bir de bayılmışlar ayılmışlar bu filme! hele sonu son demezsiniz ne yani dedim bu muydu? bitti mi? bitmiş meğerse! ay yazık 2 saat mi ne kadar zamansa yazık hala acıyorum o iki saatime...:( tövbe bir daha Türk filmine....oturup Kezban Paris'teyi 5. kez izlerim bundan iyi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Ablacım,

      Dediğin gibi çalışma derken, maaşlı çalışmadan bahsediyor. Herkes yine çalışsın ama sevdiği işi yapsın, eksin, diksin falan... Öyle şeyler şu an için pek mümkün gözükmese de geniş düşünürsek olasılığı yüksek şeyler. Bu konular üzerine yazacağım yaz sonunda.

      Yeşilçam filmlerinden de çok iyileri var tabii. Yalnız bahsettiğiniz film "Bir Zamanlar Anadolu'da" Öncelikle yeğeninizin bu filmi size izletmesine sevindim, demek ki sanat filmlerini seven bir insan. Ama sizin beğenmemenize üzüldüm. Ama kendinize şunu sormalısınız: Bu filmi hakkıyla izledim mi? Bence hayır, çünkü daha filmin adını bile doğru hatırlayamıyorsunuz. Dolayısıyla eleştirme hakkını kendinizde bulmamanız gerekir. Televizyonda izlediyseniz, gerçekten filme odaklanmanız imkansız gibi bir şey. Ben Tv'de izlediğiniz için böyle bir film hakkında böyle bir fikre sahip olduğunuzu düşünüyorum. Sinema da izlemiş olsaydınız çok farklı şeyler diyeceğinize eminim. O film izleyiciden çok şey bekliyor. Kendisine odaklanılmasını istiyor. Ayrıca hızlı yaşamımıza da bir isyan gibi taşra da yaşam yavaştır. Sıkılmak yerine kendimizi filmin temposuna uyarlamak gerekir. Kişiden kişiye fark var tabi, ben otların savruluşunu 1 saat izlerim mesela. Filmde de benzer sahneler çoktu. Benim şimdiye kadar izlediğim filmler arasında ilk 10'a girer. Daha önce izledim ama bu filmle ilgili bir yazı yazmam gerek sanırım artık :)

      Sil
    2. :))))valla haklısın filmin adını da hatırlayamamışım:))ama demiştim zaten öyle bir şey diye:)))yok televizyonda değil mubi var, (yine yeğenimin teyzesine yaşgünü hediyesi)"teyzecim mutlaka izle " dedi ben de bilgisayarda izledim yani...ama biraz da zevk meselesi sanırım, hani derler ya tartışılmazmış, yeğenime de dedim "ayol neresini sevdin diye oo yere göğe sığdıramıyor filmi) beni çok sıktı canımcım, valla sinema da izlesem sanmıyorum fikrim değişmez.

      Bak ama yazmışsın ya Er Ryan'ı Kurtarmak diye işte öyle filmleri soluksuz izlerim, hatta Kardeşler Takımı diye dizi vardı onu da çok severdim tv'ye gelmişti bir ara...diyorum ya galiba zevk meselesi mesela Yıldız Savaşları, Indiana jones..çok sevdim ama yine yeğenim çok sevdi Karayip Korsanları nı hiç sevmedim...belki de kuşak farkı ama Yıldız Savaşları'nı hem yeğenim hem ben seviyoruz :)) bak demişsin ya otların savruluşunu 1 saat izlerim diye ay yok beni bayar:))) hareket olacak ne bileyim Silici diye bir film geldi tv'ye valla hop otur hop kalktım izlerken bayıldım...pekçok kez de seyrettim...neyse başını ağrıtmayayım...:) yazını merakla okuyacağım filmi beğenmesem de:)

      Sil
    3. Tabii ki ablacım zevkler, renkler tartışılmaz :) Yazıyı yayınladıktan sonra yine konuşuruz. Teşekkür ederim.

      Sil
  6. Başarılı değiliz filmlerde doğru mesaj vereceğiz derken konu konuya gidiyor. Aslında en iyisi kitaplar, kitap varken filme ne gerek var hem kitabı okuyunca kendi filmini aklında canlandırıyorsun bence böylesi daha iyi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abi sinema ayrı, kitap ayrı yapma :D Onlarca muhteşem film var, eminim senin de çok beğendiklerin vardır.

      Sil
    2. Tabi ki var hint filmleri benim için çok değerli filmler ama demek istediğim film izleyerek kitap okumayı unutmayalım, tarihe baktığımız da sinema çıktı kitap okuma yavaşladı bu türkiyede böyle...

      Sil
    3. Furkancım kitap okumayı unutmayalım tabii ki aksini iddaa etmiyorum :) Ayrıca "sinema çıktı kitap okuma yavaşladı" da yanlış bir düşünce bence. Sinema değil de televizyon desek daha doğru olur sanki. Sinemaya her zaman gitmeyiz ama televizyon her an evimizde.

      Sil
    4. Bu düşünce değil bilgi olduğu için söylemiştim bir yerde okumuştum...Sizin dediğiniz doğru olsun :) Katılıyorum size ...

      Sil
  7. Ben gittiğim 4 film dışında hiç pişmanlık duymadım . Bu filme de gittim. Paramın karşılığını gülerek aldım. O yüzden hiç bir problem yok. Belkide para boşuna gitmesin diye gülmüşümdür. Şunu unutmamak gerekir ki türk sinaması bundan daha kötü filmleri de gördü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu filmin mesajına yazık etmişler gibi geliyor bana, daha iyi çekilebilirdi.

      Sil
  8. Merhaba
    Ben de izlemeyi çok istiyordum. Eleştirilerinizden sonra bile merak ettim. Çünkü farklı bir bakış açısı. Bazen durup düşünmemizi sağlayacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten "yine de gidilmeli" demişim. Sadece malzemeyi iyi işleyemediğini söylüyorum. Bence de gidin, izleyin.

      Sil
  9. Filozof karakteri bana çakma Kızılderili felsefesi gibi geliyor...
    İkinci konuda son dönemdeki Türk filmlerinin kalitesizliği. Reklam yaparak gişe yapıyorlar. Hiç birinde Kemal Sunal kalitesi yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum dostum, Kemal Sunal ayrı bir vaka tabii.

      Sil