Medyanın Yan Etkileri İçin Tavsiyeler

Kitleleri yönlendirmede ve algı yönetiminde en büyük güç medya. Yaklaşık 1 yıldır bir internet sitesinde yazarlık yapıyorum, adını vermeyeceğim. Site kurucusunun çabalarıyla internet üzerinden tamamen gönüllü bir şekilde bir kaç kişi buluşup siteye yazılarıyla katkı sağlamaya başladı. Siteye aylık 200 - 300 kişinin girdiği günleri de çok iyi hatırlarım. Şu an aylık ortalama 50 bin kişi uğruyor ve kendi alanında ülkede 2.sırada, bu ivmeyle yakın zamanda 1.sıraya yükselecek. Bu bilgileri vermemin sebebi sitenin bu zaman döneminde nasıl bir güç haline geldiği.


Rica minnet yazdığımız röportajlardan, şimdi sanatçıların kendilerinin başvurduğu, iletişime geçtiğimiz her kuruluştan çok rahat geri dönüş aldığımız bir duruma geldi site. Medyanın gücüne birebir şahit olmam açısından benim için çok iyi bir tecrübe oldu. Ki bu bir internet sitesi. Bir de her evdeki televizyonlardan milyonlarca insana hitap eden kanalları düşünün.

Bugün yakındığımız çoğu sorunun temeli de Türkiye'de medyanın içler acınası halidir. Birçok şeye gözünü kapayıp kulağını tıkadığını, istediğini göklere çıkarıp istediğini yerin dibine soktuğunu görüyoruz. Tabi yazılı ve görsel basın, sosyal medya gibi değil. İnternet gibi kısmen de olsa özgür bir ortam yok. Her gazetenin, her televizyonun bir sahibi var. Sonuçta ticari bir kuruluş olarak kar etmeleri gerekiyor. Kar etmek istiyorsanız çoğunluğa yönelik yayın yaparsınız. Daha fazla insan, daha fazla okunma, daha fazla izlenme, daha fazla tıklanma demektir.

Fakat gazeteciliğin de evrensel kuralları vardır. Tabii bu ne kadar objektif uygulanıyor tartışılır. Ama en önemli nokta halkın bunu görmesidir. Yani açtığı bir kanalın, okuduğu bir gazetenin patronunun kim olduğunu bilmesi, hiç değilse ne yönde yayın yaptığını anlayabilmesi gerekir.

İnsanımız son yıllarda artan "ötekileştirme"nin de etkisiyle, maalesef aklından hiçbir zaman bu cümleleri geçirmiyor: "Sürekli aynı kanalları, aynı gazeteleri de takip ediyorum. Artık biraz da farklı görüşteki basın organlarına şans vermeliyim. Ancak bu şekilde objektif bakabilirim bu işe!" Bunu demediğimiz için çok büyük sorunlar yaşıyoruz. Aslında bu görüş hayatımıza yayılmalı, farklı şeyler bakış açımızı genişletir ve bizi hoşgörülü yapar! Konuyu dağıtmamak adına, başka bir yazı da yazmak üzere burada kapatıp devam edelim.



Açıkcası, tam olarak özgür bir basın kuruluşu olamaz! Dünyanın hiçbir yerinde de yoktur. O kuruluşun patronu, hiçbir yere bağlı değilse bile en azından bir hayat görüşüne sahiptir. Dolayısıyla ne şekilde olursa olsun her türlü medya organının bize kendi anlatmak istediklerini, kendi görüşlerini pompaladığının bilincinde olmamız gerek. O halde değişik fikirleri alıp kendi süzgecimizden geçirmemiz en mantıklısı. Bu düşünme biçimini insanlara bir yerleşse her şey çok değişecek. Objektiflik... Mutlaka karşı görüşü dinleyip, süzüp karar verme.

Birkaç ay önce Tarihin Arka Odası'nda Erhan Afyoncu'nun söylediği sözü hala hatırlıyorum: "Okur yazar toolumu olmadan medya toplumu olduk." Gerçekten de öyle. Ülke insanının hiçbir zaman okuma alışkanlığı olmadı. Hep hazır aldı. Kulağına ne çalındıysa ona inandı. Her türlü teknolojiyi Dünya'da en hızlı takip eden ülkelerden biriyiz. Ama iş okumaya, araştırmaya, üretmeye gelince bir şey yapamıyoruz.

Ama ben umudumu kaybetmedim. Bazen kampüste gezen dolaşan, kafelerde oturan, çimlere uzanan, çeşitli etkinlikler düzenleyen gençlere bakıyorum. Yer bulabilmek için sabahın köründe gitmekten başka çareniz olmayan kütüphaneye bakıyorum. Bu nesil daha bir okuyor sanki, daha fazla araştırıyor, daha objektif, daha üretken. Gençler benim umudum.

15 yorum :

  1. Özellikle Medyayı çok iyi analiz etmişsin...

    YanıtlaSil
  2. Ülkenin 2. büyük internet sitesinde yazdığınız için tebrik ediyorum ama ismini de verseydiniz sevinirdim sonuçta gurur duyulacak bir şey, biz de okuruz, insan merak ediyor, ben çok merak ettim şimdi hangi site diye.

    Mutlaka tarafsız kimse olamaz, zaten tarafsızlık deyince aklıma hiçbir şeyden anlamayan, hiç kitap okumayan, gazete okumayan, ne sağcı, ne solcu futbolcu (eskiden öyle denirdi:)tipler aklıma geliyor, kime oy atacağını bile bilmez, ya da herkes filana oy atıyor ben de ona oy atayım diyen tipler...gençlerin bir kısmından ben de ümitliyim ama özellikle bir grubun aklını çok kötü karıştırmışlar, özellikle Boğaziçi üniversitesi gibi okullarda !:( yeğenim orada okuyor, çoğu arkadaşı "aman ne olmuş Kürtler Kürdistan kursun " diyormuş! ! ! ne ara bu hale geldiler bilemiyorum...sanırım öğretmenleri küresel güçlere hizmet eden tipler:(

    yoksa hiçbir Türk çocuğu ülkesinin bölünmesinden mutluluk duymaz ya da mutluluk duymasa bile umursamaz tavır takınmaz, Küçük Ağa diye bir tv dizisi var, kıytırık bir dizi ilk iki bölümüne baktım bir daha bakmadım onda bile ufacık çocuk, küçücük aklıyla " boşanırsanız ane baba ayrılırsa niye mutlu olayım ki ben aptal mıyım?" diye soruyordu, yani bir ülke bölünürse o ülke zayıflar ve maksat da budur, diğer ülkelere kolay yem olması...bunu dahi düşünemeyenler ülkenin güya en iyi üniversitesinin öğrencileri ! pek umutlu olamıyorum bu yüzden ben...

    sağlıcakla kalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Abla, ülkenin derken genel anlam çıkıyor, kendi alanında ülkenin 2.si, genelde değil. Çok büyütülecek bir şey de değil açıkcası. Şimdilik kendimi saklıyorum daha özgür yazabiliyorum böylece.

      Türkiye'de üniversitelerin durumu hiç iyi değil maalesef. Fakat illa ki farklı görüşte insanlar olacaktır, ben genele bakarak söyledim, özellikle de önceki nesillerle kıyaslayarak.

      Detaylı yorumun için teşekkürler.

      Sil
  3. çok beğendim bu yazıyı. çook önemli konu yaa. medya manipülasyonu, okumak. bizler okuyan düşünen yazan toplum değiliz. medyayı da böle işte alaturka kullanıyoz yaa :)

    YanıtlaSil
  4. Cok begenerek okudum yazinizi ve gurur duydum sizinle. Yaziniz basindan sonuna kadar dogru tespitlerle donanmis, o kadar da guzel bir dille anlatilmis ki bayildim okurken. Tebrik ediyorum, sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel yazmışsın şuanki halimizi..
    Biz bilinçlendikçe ayaklanıyoruz diye eğitim sistemini devamlı değiştirip cahilleştirmeye çalışıyorlar.
    Okudukça, farklı bakış açılarını dinledikçe doğru yolu buluyoruz.
    Yani en şahanesinden anlatmışsın :)
    Kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
  6. Beğenmenize çok sevindim, çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek efendim herzaman :)
      Bu arada mimledim seni yapmak istersen tabi :)
      Sevgiler

      Sil
    2. Benim dinlediğim müzik ile bu mimi yapma şansım pek yok o yüzden yazamaycağım sanırım, kusura bakma :/

      Sil
  7. Kesinlikle hak veriyorum. Bir de şu durumumuz var: Öğrendiğimize iyice tutunuyoruz. Yani üstüne yeni bir bilgi ekleme, araştırma vs yok. Bu da bizi "hoşgörü"den uzaklaştırıyor. Saygı Ve Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bilgi ekleme, araştırmanın olmaması hoşgörüden uzaklaştırıyor." Kesinlikle aynı fikirdeyim ve bunla ilgili bir yazı bile yazdım daha sonra yayınlayacağım. Aynı düşüncedeyiz.

      Sil
  8. tüm suçu medyaya atmayalım :) medya biz gibi enayileri bulmuş bırakır mı koyun otlatır gibi otlatıyor ... Millet olarak aklımız okumaktan başka her işe çalışıyor maaşallah ... hatırlar mısın tv de soruyorlardı mısır piramitleri türkiyeden çalınmış diye ne cevaplar verilmişti hatırla ... tarih öğretmeni vardı en son çıkan bu organize bir iştir diyordu güler misin ağlar mısın şimdi bu adam da okumuş ama neyle okumuş nerden anlamış !? çalışıyorum da allahtan her sabah saçma sapan program izlemekten kurtuluyorum her kanal aynı yayını yapıyor düzeysiz beyin yıkayan insanları düşünmedin diye programlıyorlar onlarda böyle ekmeğini çıkarıyor naapsınlar mecbuuur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben medyanın taraf olup olmama durumuna, siyasi yönüne, objektifliğine değindim daha çok. Bahsettiğin konularda kesinlikle haklısın, o konularla ilgili de yazacağım Hazel Ablacım :)

      Sil