Kinyas ve Kayra - Hakan Günday

2000 yılında yazılmış olmasına rağmen son dönemlerde artan popülerliği ile fark ettiğim kitabı bitirmem yaklaşık 2 ay sürdü. Neden bu kadar abartıldığını düşünmeden edemiyorum zira benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Belki de ben fazla beklenti içerisindeydim.

500 küsur sayfalık romanın büyük çoğunluğu kendini tekrardan ibaret. Özellikle birinci kitap, kahramanlarımızın "kötü" olduklarını anlamamız için oldukça gereksiz ve boşa yazılmış sayfalardan oluşuyor. Anlamsız bir şekilde kafalarına göre hareket eden iki karakterin saçmalıklarını okuyoruz. Daha sonra bu iki karakterin yolları yine nedensiz bir şekilde bir anda ayrılıyor ve herkes kendi yoluna gidiyor. Böylece ikinci kitap "Kayra'nın Yolu" ve üçüncü kitap "Kinyas'ın Yolu"nu okuyoruz. Kayra kendi yolunda devam ederken, Kinyas değişip "iyi" bir insan oluyor.

Kitabın genelinde, daha çok birinci bölümündeki olaylar birçok çelişkiyle dolu. Ki en büyük hatalardan biri Kinyas ve Kayra gibi iki tuhaf ve korkunç kişilikli karakterin yapısına tamamen zıt bir şekildeki diyaloglar. Bu yapıdaki iki insan arasında geçen diyalogların bu basitlik ve üslupta olmaması gerekirdi. Bu durum kitabın havasını ve karakterlerin inandırıcılığını fena halde bozuyor. Üstüne bir de kitabın sonunda, herhalde yazılmasa bile anladığım kadarıyla rüyasında aksakallı dedeyi görüp birden değişiveren Kinyas'ı görünce şaşırdım. Onlarca kişiyi öldürüp hiç yakalanmadan ülke ülke gezdikten ve Türkiye'ye döndükten sonra yine hiç bir şekilde fark edilmeden nüfus cüzdanı çıkartıp askerlikten kurtulmak gerçekten "ibretlik bir olay."

Kitapta oldukça sık geçen afilli cümleler bir zaman sonra okuyucuyu sıkıyor. Hatta bazıları yazılış amacının aksine komik. Yazar, her olaydan sonra aralara bu tarz "damar" cümleleri eklemek zorunda hissetmiş sanki kendini. Birinci kitapta gerçekleşen bir çok soygun, ölüm, kaza gibi olaylardaki saçmalıklar, ayrıca Kinyas ve Kayra'nın kişiliklerine aykırı davranışları öykünü okuyucuyu sarmasına engel oluyor.

Kitabın en vurucu olması gereken bölümü Kinyas'ın dönüşümü. Kayra zaten kendi çizgisinde devam etti. Dolayısıyla Kinyas'ın geçirdiği bu dönüşümün merkeze oturtulması gerekiyordu. 3/5 'i boşa geçen romanın son 100 sayfasına değil. Çok daha detaylı bir analizle ve uygun bir mantıkla yazılsaydı bu bölüm, kitabı da yukarı çekerdi. Kinyas nasıl değişti, neden değişti, önceki hayatındaki yanlışları nasıl gördü? Okuyucu için en önemli sorulardı bunlar ve bence üstünkörü bir 100 sayfa ile havada kalmış hepsi.

Özetle son yıllarda okuduğum en "gereksiz" romanlardan biri. Büyük hayal kırıklığı yaşadım.

2 yorum :

  1. Kitabı okumadım ama roman demek kurgu demek... Kurgulamak ta zor iş. Hele birde gereksiz esrarengiz karakter katmaya çalıştılarmı saçma sapan bitişler geliveriyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence roman salt kurgu demek değil ama önemli bir nokta, haklısın. Bilmiyorum kitap bana komik geldi :D Fırsatın olursa oku bence.

      Sil