Anahtar

Akşam üstü okuldan erken döndüm eve. Bahar havası ılık, gökyüzü turuncu, güneş batmak üzere. Zile bastım açan olmadı. Paltomun ceplerini yokladım. Yok, aksilik bu ya anahtarımı da almamışım yanıma. Bizimkilere telefon açtım, dışarıdalarmış, işleri bitmiş, şimdi yürüyerek eve dönüyorlarmış. Eh, ne yapayım, kapının önünde beklemektense ben de merkeze doğru yürümeye karar verdim, ortada buluşuruz.

Kinyas ve Kayra - Hakan Günday

2000 yılında yazılmış olmasına rağmen son dönemlerde artan popülerliği ile fark ettiğim kitabı bitirmem yaklaşık 2 ay sürdü. Neden bu kadar abartıldığını düşünmeden edemiyorum zira benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Belki de ben fazla beklenti içerisindeydim.

500 küsur sayfalık romanın büyük çoğunluğu kendini tekrardan ibaret. Özellikle birinci kitap, kahramanlarımızın "kötü" olduklarını anlamamız için oldukça gereksiz ve boşa yazılmış sayfalardan oluşuyor. Anlamsız bir şekilde kafalarına göre hareket eden iki karakterin saçmalıklarını okuyoruz. Daha sonra bu iki karakterin yolları yine nedensiz bir şekilde bir anda ayrılıyor ve herkes kendi yoluna gidiyor. Böylece ikinci kitap "Kayra'nın Yolu" ve üçüncü kitap "Kinyas'ın Yolu"nu okuyoruz. Kayra kendi yolunda devam ederken, Kinyas değişip "iyi" bir insan oluyor.

Çekiliş Sonucu

Blogun ilk çekilişini kazanan belli oldu. Çekilişi random.org üzerinden yaptım, video çekmedim. Çekilişe katılanların listesi aşağıdaki gibiydi, çoğu şartları tam olarak yerine getirmese de tolerans gösterdim:

  1. Ebru Benson 
  2. Hakkı Karadeniz 
  3. Hazel Biçare 
  4. Çiçek Atakan 
  5. dg Su Perisi dg 
  6. Gökçe Şen 
  7. Küçük Sırlar 
  8. afacanikizler 
  9. Cumali Fırat
  10. Supercellma 
  11. Emrah Özdemir 

Blog Notları

Babamın yazılarını yayınlamak için bir blog açma fikri üzerinde konuşuyorduk. Karar verdik ve Photoshop'ta birkaç bir şey hazırlayıp tasarımını yaptıktan sonra onun blogunu açtım. Ertesi gün ise kendim için daha önce deneyip tutturamadığım blog yazma işine bir kez daha girmeye karar verdim. Ve bu sefer aradan geçen zamanın yaşattığı değişimlerle birlikte blog işi de rayına oturdu, ortalama 3 günde bir yeni bir yazı yayınlıyorum. 

Kesişen Hayatlar Durağı

Neredeyse her gün okula gitmek için beklediğim durak benim için çok keyifli bir yer. Otobüsün gelmesini beklerken bir yandan da insanları gözlemliyorum.

Karşıdan bir kadın geliyor, sonra liseden çıkıp ellerindeki tostla yürüyen birkaç öğrenci, bastonuyla yavaşça yürüyen ihtiyar bir adam... Hepimiz o durağın çatısı altında toplanıp aynı istikamete bakıyoruz. Sonra...

Medyanın Yan Etkileri İçin Tavsiyeler

Kitleleri yönlendirmede ve algı yönetiminde en büyük güç medya. Yaklaşık 1 yıldır bir internet sitesinde yazarlık yapıyorum, adını vermeyeceğim. Site kurucusunun çabalarıyla internet üzerinden tamamen gönüllü bir şekilde bir kaç kişi buluşup siteye yazılarıyla katkı sağlamaya başladı. Siteye aylık 200 - 300 kişinin girdiği günleri de çok iyi hatırlarım. Şu an aylık ortalama 50 bin kişi uğruyor ve kendi alanında ülkede 2.sırada, bu ivmeyle yakın zamanda 1.sıraya yükselecek. Bu bilgileri vermemin sebebi sitenin bu zaman döneminde nasıl bir güç haline geldiği.

Sosyal Medya Mimi

Deeptone sosyal medya mimi göndermiş. Soru şu: 


“Twitter, facebook, tumblr gibi tüm sosyal medya kapansa… Son sözlerimiz/tavrımız ne olur?” 

Sosyal medya sitelerinden en çok kullandıklarım, Twitter ve YoutubeBlogu açtığımdan beri Google+ ve Blogger da en çok kullandığım mecralardan oldu. Youtube'u daha çok eğitim amaçlı kullanıyorum. Çok iyi vblogger'lar, çok iyi kanallar var. Bayağı besleniyorum yani Youtube'dan.

Ben Bir Bulutum

Ben bir bulutum. Yeryüzündeki suların meydana getirdiği. Gökte toplandım. Zamanla büyükçe bir bulut oldum. Sonra rüzgar beni biraz batıya savurdu.

Vardığım yerde, herkes birbirine saygı duyuyordu. Zengindiler, mutluydular... Fakat sanırım sadece birbirlerine özen gösteriyorlardı. Rüzgarla birlikte güneye gidince anladım bunu.