Türkiye'deki Üniversitelerin Durumu Üzerine

Üniversitede okudukça  Türkiye'deki üniversitelerin eğitimi üzerine sıklıkla düşünmekten kendimi alamıyorum.Ülkemizde temel bilimlerin gördüğü rağbet ortada. (Ki bu konuya ayrı bir yazıda detaylı değineceğim.) Hukuk fakültelerinde, Tıp fakültelerinde, Mühendislik fakültelerinde, temel bilimlerde okuyan bir çok arkadaşım var. Dolayısıyla okulların durumu hakkında az çok bilgi alıyorum. Bilgisayar Mühendisliği okuduğumdan bu konuda daha keskin şeyler söyleyebilirim.
Fakat zaten diğer fakültelerin de pek bir farkları olmadığını biliyorum.

Üniversitenin diğer bir adı yüksek öğretim. Teorik dersler tabii ki olmalı. Üniversite meslek lisesi değil sonuçta. Fakat o kadar gereksiz dersler var ki gerçekten zaman kaybından başka bir şey değil. Hazırlık diye okutulup verilen İngilizce dersi ilkokul seviyesinde. Öğrenciler bir yandan üniversitede İngilizce hazırlık okuyup bir yandan ücretli İngilizce kurslarına gidiyorlar. Neden bir ton para verip buraya gitme ihtiyacı duyuyor bu çocuklar? Orada verilen eğitimin benim üniversitemde verilen eğitimden ne fazlası var? Sanırım bu soruları sormak çok zor. Sadece İngilizceden bahsetmek yanlış olur. Makine Mühendisliği öğrencisi ücretli Autocad kursuna gidiyor, Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi ücretli yazılım kursuna gidiyor. Aslında bu anlattıklarımı "Absürdizm'e örnekler" başlığı altında felsefe kitaplarına koymak lazım.


Üniversitelerimizde birçok dersin uygulama saatleri oluyor. Adı üzerinde uygulamadan bahsediyoruz fakat ders yine sınıfta tahta üzerinde soru çözümüyle geçiyor. Üniversite seviyesinde uygulama dersini, bir fizik laboratuvarında yapamıyorsan ciddi sorunlar var demektir. Bunun dışında devamsızlık ve ders geçme konularına gelelim. Devamsızlık oranı, mutlaka üniversitelerde esnetilmelidir. Sonuçta her yaştan her kesimden insan geliyor ancak bir dönem boyunca fakülteye iki defa uğrayan öğrenci, oradan buradan bulduğu notlarla kendi kendine çalışarak dersi BB ile geçiyorsa bu konu hakkında önlemler alınmalıdır. (Hukuk Fakültelerinde okula uğrayan yok.) Bu sizin eğitiminizin uygulama üzerine kurulu olmadığının kanıtıdır. Dersini her türlü materyalle zenginleştireceksin, uygulamaya ağırlık vereceksin, öğrenci bilgiyi orada bizzat uygulayıp öğrenmek zorunda kalacak, bak bakalım o zaman nasıl tıpış tıpış geliyor okuluna!


Peki pratik olmasa da bari teorik dersi verebiliyor musunuz? Hayır. Hocanın deftere yazdırdığı notlar veya verdiği ödevler sınavda çıkıyorsa, bu sizin eğitiminizin teori kısmının da sınıfta kaldığı anlamına gelir. Bu şekilde dersten geçen öğrenci uygulama anlamında zaten bir şey öğrenmeden geçiyor üstüne bir de temel teoriyi de ezberlediği kısımlarla öğrenmiş(!) oluyor. Ta ki final sonrası unutana kadar!


Şimdi... Eğer öğrenciye teorik ders ağır geliyor, o şekilde sormasam tüm sınıf dersten kalıyor diyorsan, o seviyedeki öğrenciyi üniversiteye almayacaksın veya,  öğrencinin gördüğü lise eğitimini sorgulayacaksın, düzelteceksin. (Bu da ayrı bir yazı konusu) Her ile bir üniversite açmak zorunda değiliz! Bizim kaliteli üniversiteye ihtiyacımız var.


Diğer bir konu: öğretim görevlileri. Yard.Doç olup üniversiteye kapağı attıktan sonra uluslararası veya ulusal yayınlar, makaleler kesiliyor. Kendini geliştirmek duruyor. Üstüne üstlük öğrenciyi hor görme, aşağılama, azarlama da cabası.


Hangi meslekten olursa olsun şimdi 30'lu yaşlarında olan insanlarla konuştuğum zaman söyledikleri ortak bir şey var: "Üniversite ile iş hayatı çok farklı. Mezun olduktan sonra hiç bir şey bilmediğini fark edeceksin. Bir işe girdikten sonra  genelde ilk beş sene boyunca işi öğrenmen kendini geliştirmen gerekiyor." Zamanında bir kimya öğretmenim anlatmıştı: "Üniversiteden mezun olduktan sonra bir dershaneye iş başvurusunda bulunmuştum. Bana kimya üzerine bir test vermişlerdi.20 soruluk testte 10 yanlışım vardı, hiç unutmam" demişti. Belki birkaç üniversite haricinde işte vaziyet bu. Biz diploma denen bir kağıt parçası için mi okuyoruz yoksa gerçekten kendimize bir şeyler katmak donanımlı bir insan olmak, meslek olarak seçtiğimiz konuyu layıkıyla öğrenmek için mi? Tekrar belirtmek istiyorum üniversitenin amacı salt piyasaya adam yetiştirmek değildir. Fakat temel sorun üniversitedeki uygulama eksikliğidir. Üniversitenin fiziki şartları müsait değilse, yeterli donanıma sahip değilse o okulu açıp adına üniversite demek biraz garip kaçıyor. Kendi kendimizi kandırıyoruz.


Sorunlar daha detaylandırılabilir. Fakat şimdilik burada kesiyorum, bu konu hakkında ara ara yazacağım.


4 yorum :

  1. Türkiye'de üniversiteler vahim durumda gerçi bu durum taaaa ilk okuldan başlamıyor mu?! Üni'de mühendislik eğitimi aldım teorik eğitim staj falan biraz bir şeyler öğrendik işe girdim patronum "şu sistemin hidroliğini bir çıkar" dedi ki hööönk diye kaldım nasıl o ne ki oldum başladım ders kitaplarına bakmaya ara tara yok yoook çünkü gösterilmedi yani gösterildi ama teorik işe girdiğimde nasıl kullanıcam ben bu öğrendiklerimi bilen duyan yok :(( neyse çok konuşulur bu konu üzerinde ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın ilkokuldan başlıyor. Dediğim gibi temel sorun uygulama eksikliği. Bu arada senin mühendislik okuduğunu bilmiyordum :)

      Sil
    2. Ben hem inşaat hem çevre yüksek mühendisiyim hiç çaktırmam :)))

      Sil
  2. Üniversiteye herkes gitmek zorundaymış gibi bir algı var.Hayır efendim,böyle bir şey yok! Üniversite,ilgilendiğiniz bir konu üzerine çalışıp araştırmalar yaptığınız bir bilim yuvasıdır.
    Halbuki çoğu kişi iş bulabilmek için üniversiteye gidiyor.Bu çok yanlış.Üniversite bir iş bulma kurumu değildir.Akademik bir ortamdır.
    Ama siz gelip de üniversiteyi bir zorunlulukmuş gibi gösterirseniz,her yıl milyonlarca kişi üniversiteye girebilmek için birbirini yer.Sonuç? Analitik düşünme yeteneğinden yoksun,araştırmacı ruhu olmayan,hazıra alışmış,bilim karşıtı,ezberci insanlar topluluğu...
    Bunun oluşmasını sağlayan herkese yazıklar olsun!

    YanıtlaSil